x

28-09-2017 11:34:52 VERGİLER OVP'yi gölgede bıraktı

Dün OVP açıklandı. sakin bir şekilde dinledik.
Türkiye ekonomisine yönelik OVP’nin üç ana hedefi; büyümeyi hızlandırmak, istihdamı artırmak ve gelir dağılımını iyileştirmek olarak belirtilmiş.
Bu çerçevede, 2018-2020 döneminin büyüme hedefi yıllık %5,5 (Bu yılın yüksek baz etkisi, gelecek dönem büyüme hedeflerine ulaşmada en önemli aşağı yönlü riski oluşturuyor. Bizim beklentimiz %4,5 - 4,7 aralığında kalması yönünde).
Bu yıl sonunda %9,5 ve 2018 sonunda da %7’ye inmesi beklenen yıllık enflasyonun hedefle uyumlu patikaya gelene kadar para politikasında sıkı duruş korunacak. ( bizim enflasyon beklentimiz 2017 için %10,10 ve 2018 için %8)

Ardından Maliye Bakanımız yağmur gibi vergi açıklamalarında bulundu.

1) Şu an tüm kurumlar için sabit olarak yüzde 20 olarak uygulanan Kurumlar Vergisi; bankalar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri, ödeme ve elektronik para kuruluşları, yetkili döviz müessesleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları, sigorta ve reasürans şirketleri ve emeklilik şirketlerinin kurum kazançları üzerinden yüzde 22 oranında alınacak. Dağıtılabilir karın dağıtılmayan kısmı üzerine %1 vergi getirilecek.

Bunlar net olarak finansal şirketler için olumsuz gelişmeler. Fiyatlamalarda bu yönde oldu. Kurumlar vergisinin 2018 ve sonrası için vergi etkisinin net kar üzerindeki etkisini %2.7 seviyesinde hesaplıyoruz. Dağıtılmayan karın ise değerleme etkisinin %1'e kadar olumsuz bir etkisi olmasını hesapladım. Atılacak bu adımın finans sektörünün vergi yükünü arttıracağı aşikâr. Artan bu yükün, en başta reel ekonominin finansman maliyetlerine yansımamasını umalım.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinde yapılacak değişiklikle, tam mükellef kurumlar tarafından sermayeye eklenmeyen ve/veya kar dağıtımına konu edilmeyen “dağıtılabilir kurum kazançları” üzerinden yüzde 1 oranında bir vergi kesintisi yapılacak. Mevcut sistemde, kurum kazançlarının dağıtılmadığı müddetçe kesintiye tabi olmadıklarının altını çizelim.

Atılacak bu adımın, vergi gelirlerini arttırmanın yanında, kurumların sermaye yapılarını güçlendirmeye dönük önemli bir motivasyon olacağını da belirtmek elzem. Ancak dağıtılabilir karın sermayeye eklenmediği hallerde, kurumların vergi yükünün artacağı da dikkatten kaçırılmamalı; hem de kurumlar vergisi oranında ciddi bir indirim yapmayı tartıştığımız şu günlerde.

2) 1 Ocak 2018'den itibaren geçerli olmak üzere binek araçlar için ödenen yıllık Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) %40 oranında artırılırken, aracın motor hacmi ve yaşının yanında aracın ülkeye giriş fiyatı vergilemede etkili olacak. Burada hatırlatmak gerekir ki, yeni düzenleme ile bir aracın yıllık vergi masrafı artarken araç fiyatlarında bir etki olmayacak (MASFED başkanı bu artışın hem sıfır hem de ikinci el araç satışlarını düşereceğini, vatandaşların araç kiralamaya yöneleceğini beklemekte) diğer taraftan ise Mevcut sistemde otomobilin yaşı ve silindir hacmine göre alınmakta olan MTV’nin formülüne “taşıt değeri” parametresi de ekleniyor. Örneğin; 1600 santimetreküp silindir hacmine sahip ve iki yaşında olan otomobilinizin taşıt değeri 40 bin TL’nin altındaysa 1.449 TL; taşıt değeri 40 ila 70 bin TL arasındaysa 1.593 ve nihayet taşıt değeri 70 bin TL’nin üzerindeyse 1.738 TL MTV ödemeniz gerekecek. Altını çizelim bu otomobiliniz için 2017’de -taşıt değerinden bağımsız- 1.035 TL MTV ödemiştiniz.

Bir noktayı da belirtmeden geçmeyelim; otomobiller için ödediğiniz MTV, cezalar ve gecikme zamları gelir ve kurumlar vergilerinin matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmiyor (taşıt kiralama işi ile uğraşanlar hariç). Yani muhtemel MTV artışları da işletmelerin üzerinde kalacak ve vergi matrahından da düşülemeyecek.

3) Mevcut sistemde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin (e) bendi uyarınca, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların yüzde 75’lik kısmı kurumlar vergisi matrahına dâhil edilmiyor. Yapılacak düzenleme ile sadece “taşınmazlar” için bu istisna oranının yüzde 50’ye düşürüleceği anlaşılıyor.

4 ) Mevcut durumda gelir vergisi oranlarımız, gelir tutarına göre yüzde 15, 20, 27 ve 35 şeklinde uygulanıyor. Bu oranlardan yüzde 27’lik oranın yüzde 30’a çıkacağı anlaşılıyor. Konuya sadece “ücret” gelirleri açısından bakarsak, bu artış çalışanları ile “net ücret” üzerinden anlaşma yapan işletmeler için çok memnun edici bir haber değil. Brüt ücret üzerinden bir anlaşma yapılmış ise bu durumda da çalışan cephesinde bir kayıp söz konusu olacak.

5) Hayatımıza 1999 Marmara Depremi ile geçici olarak girip sonradan kalıcı hale dönüşen Özel İletişim Vergisi (ÖİV) için de oldukça önemli bir adım atılıyor. Şu an, mobil elektronik haberleşme kapsamındaki hizmetler (en başta konuşma) yüzde 25; radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetler yüzde 15 ve kablolu, kablosuz ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmetleri de yüzde 5 oranında ÖİV’ye tabi tutuluyor. Yapılması planlanan değişiklikle ÖİV için yüzde 7,5’lik tek bir oranın benimseneceği anlaşılıyor. Sistemin basitleşmesi bağlamında atılan adım son derece isabetli; ancak internet kullanım maliyetlerinde de yüzde 2,5 bir artış olacağı dikkatlerden kaçmasın

6) Mal ve haklarını kiraya verenler “gayrimenkul sermaye iradı (GMSİ)” elde edip Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan esaslara göre gelir vergisi ödemekteler. Mükelleflerin bu iratlarını beyan ederken indirecekleri giderlerini iki şekilde tespit etme imkânları bulunuyor; ya “gerçek giderler” hasılattan düşülüyor ya da mükellefler dilerlerse gerçek giderlerine karşılık olmak üzere hasılatlarından yüzde 25'ini götürü olarak indirebiliyorlar. İkinci model olan “götürü gider usulü” oldukça kolay olduğu için mükellefler bakımından da genelde tercih ediliyor.

Yapılması planlanan değişiklikle “götürü gider” olarak dikkate alınan hasılat oranı yüzde 15’e düşürülüyor. Bu yolla, mükelleflerin götürü olarak yararlanılabilecek gider tutarı düşüyor ve ödenecek gelir vergisi tutarları da artıyor. Mükelleflerin tekrar “gerçek gider” yöntemine dönmeleri mümkün; ancak mevcut Kanun “Götürü gider usulünü kabul edenler iki yıl geçmedikçe bu usulden dönemezler.” de diyor.

Meyveli gazoz ve enerji içeceklerine %25 ÖTV uygulanacak. Halen kolalı içeceklerde %25 olarak uygulanan ÖTV oranının meyveli gazoz ve enerji içeceklerine de uygulanmasına karar verildi

7) Sigara kağıdına ÖTV uygulanmaya başlanacak

8) Şans oyunlarından alınan vergi %10'dan %20'ye yükseltildi.

9) Beyaz Eşya ve Mobilya…bu iki sektörde vergi indiriminin devam etmeyeceğini ilan ederek tartışmalara nokta koydu. Beyaz eşyada ÖTV Ekim ayı itibariyle yüzde 6,7'ye geri dönecek. Mobilyada KDV oranı da yüzde 8’den yüzde 18'e çıkacak

Not : bu yazıda KPMG Türkiye vergi bölümünün görüşlerinden de yararlanılmıştır.