x

28-03-2018 09:31:36 PİYASALARDA İLK YARI BEKLENTİMİZ

Yılın ikinci çeyreğine baktığımızda önümüzdeki ilk sınav 25 Nisan’da TCMB’nin PPK toplantısında nasıl adım atacağı olacak, ardından da Enflasyon raporuna odaklanacağız. Mayıs ayında FED toplantısında beklenti yok ama BoE’dan faiz artışı beklentisi artıyor ve İngiltere de yerel seçimler var, Haziran ayında ise FED’den faiz artırım beklentisi, ECB’den tahvil alımlarını sonlandıracağı Eylül ayından iki önceki toplantıda yol haritasını görmek isteyen bir piyasa var karşımızda. Ve en büyük tehdit ise Trump’un Çin ürünlerine başlattığı ek vergiler ve Çin’in buna nasıl tahvil satışı ile mi yoksa yuan’nın değeri üzerinden mi cevap vereceği olacak. Çünkü şu anda bile DXY’nin değer kazanamamasının önündeki en büyük etmen yatırımcıların ABD’nin NAFTA politikasından ve Trump’ın yeni vergi politikalarının olumsuzlukları arttıracağından endişe etmeleri. Buna kısaca korumacılık politikasından korku da diyebiliriz.

Enflasyon ve cari açıktaki olumsuz seyrin, jeopolitik risklerin ve Moody’s not indiriminin etkisiyle Türk lirası ve tahvil faizleri diğer gelişen ülke piyasalarından negatif ayrıştı. Yabancılarında tahvil piyasasında satış tarafında olmaları hem tahvil faizi hem de dolar/tl’de üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Yurtdışındaki tedirgin hava ve tahvil tarafında yüksek enflasyon kaygılı çıkışın devamı kur ve faizlerde tedirginliğin devam etmesine neden olurken, Teşvik beklentilerinin Borsa İstanbul’u güçlü tutarken, Nisan ayında ABD’de görülecek dava süreci ve olası kararlar, diğer taraftan ABD’de yeni dışişleri bakanının İran’a yönelik bakış açısının yaptırımlar olarak geri dönebilme riski içermesi tedirginlik nedenleri olarak dikkat çekmektedir.

Bize döndüğümüzde ise 115,000 – 125,000 aralığında piyasa beklentimiz var. Bunda da yılbaşından buyana yukarıda belirttiğimiz risklerin yanında abd tahvil faizlerinde ve libor oranındaki yükselişin olumsuzluğun fiyatlanmış olması ve FED’in yarı güvercin açıklamalarından sonra EM tarafındaki yatay beklenti, hükümetin açıklayacağı cari açığı azaltıcı teşviklerin enerji, petro-kimya, sağlık, madencilik, tarım teknolojilileri, savunma , haberleşme sektörlerini en fazla yarar sağlayacak sektörler olmasını beklememizden kaynaklanmaktadır.


Fed’in Mart toplantısında beklendiği gibi faiz oranlarını 25 baz puan artırması ancak Fed üyelerinin bu yıl üç faiz artırımı yapılacağı beklentilerini koruması ve böylece 2018 yılında beklenenden daha hızlı faiz artırımı yapılmayacağı sinyalinin verilmesinin ardından dolar endeksinde yaşanan düşüş ve Trump’ın vergi politikaların etkisi ile 3,8750- 3,98 bandında bir hareket beklemekteyiz. Burada da eur/usd paritesinin 1,22/1,2471 bandında salınım yapmasını beklememiz ve ABD’deki davanın etkisinin olmamasını baz senaryo olarak almaktayız.


Bu yıl en düşük 12,85 seviyesini görebilen gösterge tahvil faizde enflasyondaki katılık, cari işlemler açığındaki artış, yabancının satışı, libor faizlerindeki yükseliş , 13,50 -14,00 bandında salınım yapmamıza neden olmuştu. FOMC’nin şahince bir sürpriz yaşanmadan geride bırakılmasının ardından Faizlerde son dönemde gözlenen yükselişin kademeli olarak geri verilebileceğini düşünüyoruz ki TL’deki değer kaybı eğiliminin yerini daha dengeli bir seyre bırakması da tahvil piyasasına olumlu yansıyacaktır düşüncesindeyiz. Dolayısıyla 13,00 -14,00 aralığında bir faiz salınımı görmemiz şaşırıtıcı olmayacaktır.

Fed’in 2018 yılında 4 kez faiz artırımına gidilebileceğine yönelik fiyatlamalara karşılık FED’in Mart toplantısında bu yönde bir sinyal vermemesi Fed Başkan’ı Powell’ın gümrük vergilerine ilişkin açıklamalarının ticaret savaşlarına ilişkin endişeleri artıracak yönde olması güvenli liman
altına talebi artırdı. Ya da ons fiyatının 1,300 usd’nin altına gelmesini engelledi diyebiliriz. Çin’e yönelik vergilerin ne olacağı, İran konusunda yeni dışişleri bakanının tavrı ilerki süreçte altının yönünü belirleyecek ana etmenler. Ons tarafında 1,353- 1,376 bandında bir harekete karşılık dolar/tl’de 3,8750- 3,98 bandında hareket beklememiz neticesinde gram altında da 170-180 bandında hareket beklemekteyiz.


Hükümetin ekonomide en ufak bir yavaşlamaya razı olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla uzun süredir yavaş seyreden ve ithal malı talebini artıran özel sektör sabit sermaye yatırımlarına da dev teşvikler gelmesi bekleniyor. Bu da hisse tarafında %40 pozisyonlar girmemize ana etmen. enflasyondaki baz etkili geri çekilmenin etkisinin faizlerde görülmesini beklediğimizden ve mevcut faiz seviyelerinin fırsat yarattığını düşündüğümüzden SGMK’de 30 ‘luk ( bunun yarısı yani %15’lik kısmı ÖST olmak üzere ) değerlendirmesi gerektiğini, %15’luk kısmın ABD’nin Çin ve İran tutumlarının etkisi ve dxy’deki gevşeme neticesinde ALTIN’da tutulmasını ve de kalan %15’luk kısmın ise %10 dolar ve %5 euro olarak tutulmasını önermekteyiz.